SP ” HIRSLA KALKAN ZARARLA OTURUR ”

Saadet Partisi Karabük İl Başkanı Muhsin ÇEBİ  Bugün Yayınladığı Basın Duyurusunda Şöyle dedi ;     Saygıdeğer Halkımız Karabük’ün Değerli Basını AKP iktidarında Türkiye’nin gidişatının iyi olmadığını gözle görülmektedir. Yaşanan olayların pansuman tedbirlerle çözülmesinin mümkün değildir. Bu iktidar döneminde haram ve meşru olmayan yollardan kazanç elde etme bir hastalık halini almıştır. Bu problemleri çözmekle mükellef […]

Saadet Partisi Karabük İl Başkanı Muhsin ÇEBİ  Bugün Yayınladığı Basın Duyurusunda Şöyle dedi ;

 

 

Saygıdeğer Halkımız Karabük’ün Değerli Basını

AKP iktidarında Türkiye’nin gidişatının iyi olmadığını gözle görülmektedir. Yaşanan olayların pansuman tedbirlerle çözülmesinin mümkün değildir. Bu iktidar döneminde haram ve meşru olmayan yollardan kazanç elde etme bir hastalık halini almıştır. Bu problemleri çözmekle mükellef olan iktidar gününü gün etmenin dışında bir çözüm üretmemektedir..

Gezi olayları pansuman tedbirlerle önlenmesi mümkün değildir. Bu sosyal tufan yangınına körükle hava basarak gidilmez.Sayın Başbakan suçlunun faiz lobisi olduğunu söylüyor. Bu %100 doğrudur fakat “ Faiz dünya gerçeğidir.” diyerek bu suça 10 yıldır ortak olan Sayın Başbakan’ın ta kendisidir. Yüce Allah “Faiz yoluna sapanlar; Allah’a ve Resul’üne harp ilan ederler.” Buyururken; 10 yılda 500 milyar TL’nin üzerinde faiz ödenerek bu suça ortak olunmuştur. Artı bir de 210 milyar dolar olan devletin borcu 600 milyar dolara dayandığı halde bu milletten gizlenmiş pansuman tedbirlerle 10 yıl heba edilmiştir. Bu iktidar şimdi 10 yıl önceki noktadan daha kötü bir durumdadır.

Faizcilerin asla kendilerine verilenlerle tatmin olmayacağı ortadadır. Bu iktidar 10 yıldır almadığı tedbirlerin tokadını yemektedir. Artık hükümetin ve Başbakanın Milli Görüş’ün tavsiyelerine kulak vermesi gerekmektedir.

Milli Görüş camiası olarak 10 yıllık AKP iktidarı boyunca hükümetin milletimiz lehine alması gereken tedbirler bakımından binlerce beyanat vermiştik.Fakat iktidar sarhoşluğu bu hükümet mensuplarını öyle sarmıştı ki bütün bu ikazlara ve tavsiyelere kulak tıkamışlar, her defasında birçok teklifi ve tavsiyeyi kenara itmişlerdi. Defalarca söyledik, şimdi de söylüyoruz.

Milletimizin inanç değerlerinin tahribi konusunda iç ve dış odaklar çok yönlü bir plan uygulamaktadırlar. Aileler çeşitli sebeplerle dağlıyor, boşanmalar ve aile içi şiddet her geçen gün artıyor, çocuklar ve gençler kapitalist eğitim sisteminin acımasız çarkları içerisinde suç makineleri haline geliyor.Uyuşturucu, fuhuş, manevi çöküntü ilköğretim okullarına kadar inmiş durumdadır. İllegal çeteler ve hırsızlık şebekeleri şehirlerde cirit atıyor. Ahlaki ve iktisadi çöküntü icra ve iflasları katlayarak önümüze koymuştur. Kriminal olaylar her geçen gün dayanılmaz boyutlara ulaşmıştır.

 

Şimdi ‘Hırsla kalkan zararla oturur’ gerçeğini dikkate alarak, ciddi ciddi düşünme ve köklü tedbirler alma zamanıdır. Bu tedbirlerin başında girdiği yanlış yoldan döndüğünü beyan etme esası yatmaktadır. Aksi takdirde hınçlanarak olayların üzere gitmekle dış ve iç lobilerin ekmeğine yağ sürülecek, İslam âleminde ki çatışmalar gibi ülkemiz Allah muhafaza bir kargaşa ortamına sürüklenebilir.

İşte bu noktada; Sayın Başbakan muhalefetle birlikte olayları tetkik edip, tedbir alma çağrısı yapmalıdır. Aksi takdirde horoz dövüşü ve gerginlik politikaları sosyal patlamaları daha da körükler hale getirebilir.

 

 

Öte yandan Türkiye gündemi Gezi Parkı ekseninde gelişen olaylar ve sert tartışmalarla meşgulken, hükümetin Cumhurbaşkanı’nın onayına sunduğu yeni Petrol Kanunu sessizce yürürlüğe girdi. Yeni Türk Petrol Kanunu ile petrol sektöründe yabancıların önü tamamen açılırken, devletin bu kritik sektörden çıkışının da tohumları atıldı.

 

Resmi Gazete’de yayımlanıp yürürlüğe giren Türk Petrol Kanunu ile petrol arama ve üretiminde bulunmanın temel kriteri olan “talebin millî menfaatlere uygun olması” ölçütü yasadan çıkarıldı ve ülke çıkarını gözetme anlayışı terk edildi. Yabancı devlet şirketlerine uygulanan koşullar kaldırıldı ve stratejik öneme sahip petrol arama ve üretim faaliyetinde yabancı devletlerin hakimiyetinin önü açıldı. Bir şirketin sahip olabileceği arama ruhsat sayısındaki kısıtlama kaldırılırken, yabancı şirketlere vergi muafiyeti ve kâr transferi imkanı tanındı.

Yeni Petrol Kanunu’na göre, çıkarılan petrolün sekizde yedisi kadar olan kısmının yabancılara verilmesi gibi ayrıcalıklar yabancı sermayenin önünü açarken, TPAO’nun sektördeki rolünün zayıflatılması ve giderek pasifize edilmesi anlamına geliyor. Sağlanan bu imtiyazlar ve ayrıcalıklarla birlikte sektördeki inisiyatifin yabancı petrol tekellerine geçmesi mukadder görünüyor. Giderek atıl hale gelen ve zarar etmeye başlayacak olan TPAO’nun da önümüzdeki yıllarda özelleştirilmesinin önünün açıldığı görünüyor.

Türk Petrol Kanunu ile yerli ve yabancı sermayenin sektörde önü açılmakla kalmayacak, kanunun yürürlüğe girmesi ile bazı ayrıcalıkları ve devlet adına faaliyet gösterme konumu ortadan kaldırılacak olan kamu kuruluşumuz TPAO’nun sektördeki öncü konumu zayıflayacaktır. Kanun TPAO’yu kolsuz ve kanatsız bırakacak, dikey entegre yapıya sahip dev petrol tekelleri ile denk olmayan koşullarda rekabet etmeye zorlayacaktır.

Ayrıca hükümet TPAO’nun özelleştirilmesi ile ilgili düşüncelerini kamuoyu ile açıkça paylaşmıştır. Kanunun ilgili komisyonda görüşülmeye başlandığı 19 Mart 2013 tarihinde çalışmalara katılan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, TPAO’nun THY modeli ile özelleştirileceğini açıklamıştır. Bu açıklama, hükümetin TPAO’nun kamusal niteliğini ortadan kaldırma hedefinin itirafıdır ve Türk Petrol Kanunu’nun asıl amacını gözler önüne sermektedir. Akdeniz ve Irak başta olmak üzere ülkemizin içinde bulunduğu coğrafyada petrol ve doğalgaz kaynaklarının bir çatışma ve emperyalist rekabet konusu olduğu son günlerde bir kez daha ortaya çıkmaktadır. Böylesi bir dönemde, petrol sektöründe yerli ve yabancı sermayenin menfaatleri için ulusal çıkarlara aykırı bir şekilde hazırlanan Türk Petrol Kanunu ile kamu kuruluşumuz TPAO’dan vazgeçilmesine izin verilmemelidir”

Buradan Parlementoda gurubu bulunan siyasi Partilere ve özellikle olur olmadık her yasanın iptalini isteyen; dahası çoğu zaman bu milletin inancı önündeki engelleri kaldıran düzenlemeler sözkonusu olunca büyük bir heyecanla soluğu Anayasa Mahkemesi’nin kapısında alan anamuhalefet partisi CHP’ye sesleniyoruz.

Bari bu kez milletin hayrına bu kapıyı çal. Gezi Parkı’ydı, Taksim’di derken toz dumanı götürürken Meclis’ten sessiz sedasız bir şekilde ustaca geçirilen ve Cumhurbaşkanı’nca da onanarak yürürlüğe giren gayri milli Petrol Yasası’yla ilgili düzenlemelerin iptali için gerekeni yap!

Kamuoyuna saygı ile duyrulur

 

Exit mobile version