“Hergele meydanı”

“Hergele meydanı” argosuyla  tanınan  bitpazarını bizim gibi azıcık yaşlananlar belki bilir,  Ankara-Ulus’ta Denizciler caddesinin oralara  bir yere yolunuz düştüyse. Hergelenmiş esas adı diyen de çıkıyor.Her gelen buraya uğrarmış. – Hergele meydanından  bir kesit. Yenilerden . Kuytu  köşe  çıkmaz sokak  acayip bir yer. İtfaiye meydanı da denir, oraya yakın bir yerde  itfaiye teşkilatı var. Ben oraya […]

“Hergele meydanı” argosuyla  tanınan  bitpazarını bizim gibi azıcık yaşlananlar belki bilir,  Ankara-Ulus’ta Denizciler caddesinin oralara  bir yere yolunuz düştüyse.

Hergelenmiş esas adı diyen de çıkıyor.Her gelen buraya uğrarmış.

– Hergele meydanından  bir kesit. Yenilerden .

Kuytu  köşe  çıkmaz sokak  acayip bir yer. İtfaiye meydanı da denir, oraya yakın bir yerde  itfaiye teşkilatı var. Ben oraya niye sık sık  giderdim  valla unuttum  niye giderdim  ,15 yaşında  narıyordum  bu kısmı unuttum. Değişik geliyordu kafama belki.

Gençlik parkında  gezinirken can sıkıntısından çevreyi keşfe çıktığımda rastlamış olabilirim.

Güneşli bir yaz pazarında oraya takılmışım ama son kez. Bir daha da gitmedim.

Sonra sonra hayatımdan bir 7 yıl oralara  çok yakın yaşamama rağmen ( Hacettepe’ye 10 dk yürüyerek) gidesim gelmemiş.

Tanıdık bir dr arkadaş var. O da ben gibi Ankara’da Tıp okudu. Sık sık uğrar Hergele’ye.. Satılmadık  neyin kaldığını  bilemediğiniz Hergele’den çöpe atılmış  bilgisayar klavyeleri topluyor mesela .

Dr , Hergele meydanından  bolca  kırık dökük  döküntü bilgisayarları alıp, içindeki bir alaşımdan palladyum çıkarırdı. Bu da yıllar  önceydi.Devam ettirip ettirmediğini bilmiyorum.Bi keresinde ben de gördüm,bana gösterdi palladyumu. Minik misketler gibi topak yapmış, kurşuni renkte civa gibi  ağırcana  bir element. Son okuduklarıma  göre altından  30 kat değerliymiş.

O pazar , Hergele’yi gördüğüm, Hergele’ye uğradığım son pazar, acil ihtiyaç listemde  hiç yeri olmayan  bir cekete  gözüm takıldı. Giyilmiş  bir ceket. Orası  bitpazarı  zaten,giyilmişler  satılır. Ceket lacivertti. Gözüm lacivertte.

Lacivert ceketlerin  daha değerli ve  daha pahalı olduğunu  sanıyordum. Çünkü o ceketi Kolejliler giyerdi.Altta da   gri pantalon.

 Kolej dışındaki okullarda  ne renk ne desen ararsan var. Bir keresinde  boyunlu kazağına  kıravat takıp gelen bir şanssız arkadaş epey alay konusu olmuştu sınıfta. Kıravat şarttı ve takılmalıydı ama  mevsim de kıştı, boyunlu kazak  şimdi giyilmeyecekse ne zaman giyilecekti?

Ceket ,düşük profil bir mafya kılığında esmer ,Marx bıyıklı bir adamın elindeydi.Elinde , kolunda  başka  uyduruklar da vardı. Akrabalarından  çöpe atılacakları  toplamış,  varsa karısına  az ütületmiş, hergele  meydanında pazarlıyor.

 Adamla pazarlık yaptım!  1500 tl  dedi, 1450 tl + elimde okuduğum o pazar gününün Hürriyeti karşılığında aldım. Pazar Hürriyeti  ekleriyle beraber  şişkindir biliyorsunuz, bak bak bitmez.Okunacak çok şey olmadığı  için bak bak diyorum.

Lacivert , biraz da üzerimde bol duran  bir ceketim oldu. Sevinçliyim.

Çok uzun sürmedi. Ablam terzilikten anlar. Laciverti görünce “bu ceket ters yüz edilmiş Habib “dedi. Bunu da,  ters yüz edilmek yani, anlamadım başta, sonra  anladım.

O kadar çok giyilmiş ki yıpranan kumaş  iç yüzü ile değiştirilmiş. Allah belanı versin  esmer  kalın bıyıklı düşük profilli mafya . Boşu boşuna elimdeki gazeteyi de verdim. Daha bulmacalarını çözmemiştim.Bakılacak resimli  röportajlar ,hepsi kaldı, internet yok o zamanlar, bakamadıysan  bir daha bakamazsın gastelere.Bi daha  alman lazım.

Ceket  direk çöpe gitti.Karabük’ü göremedi.

Annem hikayeyi öğrendi. Bizim evde dominant annemdir. Babam alışveriş işlerine çok karışmaz.Bana o zamanların Ramseyi olan Sistem giyimden  omuzlarında deri süsü  olan gri bir ceket alındı. Janti bir ceketti. Boyunlu kazağa kıravat  takma potansiyeli olan  arkadaşlarımın  arasına bu ceketle girdim  çıktım  iki koca yıl.

 Eskitemeden  okul bitti.

Exit mobile version