KIZ ÇOCUKLARI…

Son Güncelleme : 13 Ekim 2021 - 10:56

Geç de olsa, sıra onlara geldi, gelmeliydi…

Kız çocukları dünya ortaçağlarının en çok ezilen, en çok hakları yenilen, varlıkları görmezden gelinen, erkek egemen toplum ve inançlarda yeri geldiğinde canlı canlı toprağa gömülen, yeri geldiğinde ikisi üç birden eş (!) edinilen, alınan, satılan, meydanlarda pazarlanan canlılardı…

Birleşmiş Milletler arada bir yerinde kararlar alıyor doğrusu. Dokuz yıldır 11 Ekim “Dünya Kız Çocukları” günü olarak kutlanıyor…

Benim kızlarım da geç aklıma geldiğinden değil, yerlerini daha önce anılması gereken, yaşamdan uğurlanmışlara bırakmış olduklarından bugünlere kaldılar.“Birleşmiş Milletler”e de teşekkür, ülkemiz tarihinde Köy Enstitüleri kurucusu İsmail Hakkı Tonguç’a da teşekkürler (Köy Enstitüleri’nde pozitif ayrımcılık vardı; enstitülerin kırsal alandaki üreticiler, Osmanlı payitahtının yok saydığı köylüler için enstitülerin bir kurtuluş gibi görünmeye başladığı günlerde bir köylü kız çocuğunu yanında getiren erkek çocuklar sınavsız alınıyordu okullara…

Enstitülerde kızlar her türle beden ve kafa işinde erkeklerden ayrı tutulmuyordu.

Kızlar mutfak ve dikiş işleri için ayrılıp hizmet işçisi yapılmıyordu. Çifteler Köy Enstitüsü’nde diğer enstitülere yardım için gidecek Yapı Kümesi başkanlığına yapılan bir seçimle bir kız çocuğu getirilmişti…)…

Sonrasında kendini kız çocuklarının eğitimine adamış sevgili Türkân Saylan’ın kurduğu Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’ne de teşekkür… Ülke çapında on binlerce kız çocuğuna burs verip eğitimlerine destek oluyorlar. Kızlar için ayrı yurtlar kuran İBB Başkanı İmamoğlu’na da teşekkürler…

Kız çocuklarını severek büyüten, onlara özgür birer yurttaş olarak yaşama hakkını doğal bulan ve her işte, her eylemde onlara güvenen tüm analara, tüm babalara, tüm Anadolu’ya da teşekkürler. Lanet olsun kız çocuklarını kapatıp birer hizmet, birer haz öğesi olarak görenlere, lanet olsun onlara hak ettikleri özgür ve eşit yaşam hakkını vermeyenlere…

Benim de iki güzel, iki akıllı kızım var… Kuşkusuz, onlar kendi yollarını kendileri seçtiler. Onların da birer tane, kişilikli, hırçın, dediğim dedik diyen, dünya güzeli iki kızı var…

Bu ülkeyi, bu savaşların, soygunların, adaletsizliklerin kol gezdiği yeryüzünü kız çocukları kurtaracaklar… İnsan toplumu en adaletli, en mutlu günlerini erkeğin öne çıkmaya başladığı çobanlık öncesi yaşadı. Onun içindir ki bütün ritüellerde erkekler kadın kılığına girerler, dünyayı ve olayları onların gözünden görmeye imrenirler…

Benim kızlarım benim ya da annelerinin birer kopyası olmadı; olmamaları gerekirdi. Onları severek büyüttük, kendi seçimlerini kendileri yaptılar… Yeri geldiğinde benimle de tartıştılar.

Hep asık yüzlü, olaylara eleştirel bakan gazeteler aldığım için beni eleştiriyorlardı; şimdi aynı gazeteye saygıyla, sevgiyle sahiplendiklerini görüyorum. “Yeter kızım” demiştim küçük kızıma, “bu CD’lere bir sürü para verip bir kenara atıyorsun…” Hemen yapıştırdı yanıtını; “Sen de aynı şeyi kitaplara yapıyorsun…”İki kızım da çok etkin bir biçimde derneklere, meslek kuruluşlarına katılmadılar ama Haziran olaylarındaki o özgür havayı seve seve kokladılar; özgürce yaşama eylemliliğinin birer parçası oldular…

Onlara iyiyi, güzeli, doğruyu anlatmak da görevimiz, anlamaya çalışmak, yaptıkları seçimlere saygılı olmak da…Dediğim gibi, yeryüzünde en adaletli, en güzel toplumu kız çocuklarımız kuracak…

Kutlu ve aydınlık olsun günleri…

KIZ COÇUKLARIMIZ

Yüzünde çiçekler açıyor gülümsediğinde

Yüzünde bahara dönüyor bütün mevsimler

Yüzünde kavgamın fitili ateşleniyor / bütün mutsuzluklar için

Yalan ve yanlış daha da tahammül edilmez oluyor

Yüzünde huzurlu bir uykuya dalıyor bütün kız çocuklar

Ana / bacı / yar olup saçlarımı okşuyor ellerin Kalkar kalkmaz aç pencereni en iyisi / sen

Ben hep uzakta kalsam da olur

Sen kuşlara gülümse / sabahı kuran serçelere

Bozarmış dağlara / sararmış yapraklara dön yüzünü

Bahar erken gelsin diye

Bereketli yağmurlar insin topraklara Varsın eğilmiş olsun adaletin terazisi Varsın çivisi çıkmış olsun dünyanın

Selamını getirsin bana yeter / bulutlar

Benim yüzüme de vursun / gülümsemene dokunmuş o rüzgâr

Varsın bitmesin kavgalar

Bugün ayın on dördü

Seven ve inanan bir yürek taşımaktan daha güzel ne var…

14 Ekim 2021, Alper Akçam

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.