su takıntısı

Son Güncelleme : 10 Temmuz 2021 - 23:14
Doç. Dr. Habibullah AKTAŞ
Doç. Dr. Habibullah AKTAŞ [email protected]

Su kasidesi der gibi oldu,hani Fuzuli’nin “Su kasidesi”.

Arızın yadıyla nemnak olsa müjganım nola

Zayi olmaz gül temennasıyla vermek hare su

Su kasidesinden bir beyitti.Anlamı şöyle epey Arapça-Farsça kelime var çünkü şiirde :

Sevgiliyi hatırlayınca kirpiklerim ıslansa da önemli değil. Gül diyerek dikene su versen de ziyan olmaz”

Bu şiiri  belki başka bahara yazabiliriz ya da daha ilgili arkadaşlar kaleme alır.

Daha ileri edebi yazılarda.

Konumuz basitçe  su .

Suyla ilişkimizin  farklı olduğu bu yaşamsal maddeye su dememizden belli değil mi?

İngilizler water diyerek konuyu uzatıyor. Adamlar ada  ülkesi, bol yağmur, suya hiç gereksinimleri  yok.

 Araplar Ma , Farisiler Ab diyor.Bunlar da  bize benzemiş demek ki. Su  için kısa ve öz.

Fransızları da buraya katabiliriz Lu diyorlar. Almanlar ve Ruslar da iki heceyle tanımlıyorlar. İhtiyacı  çok  olan az hece ile çabucak söylemeyi tercih etmiş. İhtiyacı az olan uzatmış.

Ben suyu maalesef çok harcayanlardanım. İyi temizlenemedim zannıyla suyu çok kullanıyorum. Bu bir takıntı. Taa ortaokul yıllarından. Babam rahmetli buna çok takardı. Epey sitemini yemişimdir.

Bir defasında duş çıkışı annem yüzüme bakıp “kırklanıyor musun”dediydi.

Ben gibi su harcayan  bir de Sadık abiyi anımsarım. Atatürk Mahallesindeki caminin lavabosunda karşılaşırdık. İkimiz sona kalırdık ben birkaç tık ondan “iyiydim “ diyebilirim. Abdest alacaz ben farzına yetişebiliyordum.

Namaz çıkışı olay  bitmiş ama  şadırvandan  gacır gucur ses gelirdi, Sadık abi  hala ayaklarını yıkıyor.

Suyu çok  kullandığım için sitem yemediğim adam mı kaldı dünyada? 80’lerin ortasında bir okul meselesi yüzünden birkaç hafta Zonguldak’ta kalmıştık.Su azdı.Sadece geceleri iki saat geliyordu ve her evin deposu vardı.

Konuk kaldığımız Rizeli hacı amcanın kapısının önünde bir tane varili vardı, onu da doldururdu. Namaz için abdest alacaz ben varili neredeyse boşaltıyorum, adam bana kızıyor haklı olarak  ben de daha 15 yaşımdayım.

Zonguldak’ın susuzluğunu yıllar yıllar sonra   bir kez de  2000’lerin başında yaşadık.Hem de ne yaşama. Su hafta içi günler olmazdı.Cuma günleri akşam saatlerinde  çeşmenin hohlamasıyla öksürmesiyle  biraz biraz gelir, ve Pazar akşamına kadar  bildiğin toprakla karışmış olduğu besbelli sarı sarı akar, Pazar akşamı da  bir dahaki cumaya kadar kaybolurdu. Ulutan barajı, Zonguldak’a su sağlayan baraj, “ ömrünü tamamlamış, çamur olmuş “derdi zamanın  belediye reisi. Nüfusu 100 binin üstünde olan şehirlerde  su tedariki  Devlet Su İşlerine aitmiş , belediyenin suçu yokmuş. En son noldu bilmiyorum ben 2003’de ayrıldım.

Safranbolu’ya ilk geldiğimde de birgün su akar bir gün akmazmış, ben 2003 Kasımında müşerref olduğumda artık sorun kalmamıştı.

1987 sonbaharında Ankara’ya taşındım. Üniversite okumaya. 1985’den  biraz  bilirim Ankara’nın susuzluğunu. Yoksul semtlere aralıksız 9 ay su verilmemişti. Dönemin belediye başkanı Mehmet Altınsoy zamanında  Çamlıdere barajı hizmete girdi, su sıkıntısı bitti. Beni bekliyormuş demek.Hatta 1989 Belediye seçimlerindeki sloganı  “Su gibi aziz olasın “idi. İşe yaramadı ama  seçimi SHP adayı Murat Karayalçın kazanmıştı.

Çamlıdere barajı-Ankara

Ancaaak, Çamlıdere isale hattında   sık sık boru arızası  olur, 4 gün tam 4 gün su kesilirdi. Sıfır su. Hiçbir yerde su yok.Bazı öğrenci arkadaşlar radyodan “Çamlıdere isale hattı arızası  , 4 gün, Ankara da su kesintisi “anonslarını duyar duymaz  bavulunu toplar ailesinin  yanına  dönerdi. Özellikle yurtta ağır bir koku  olurdu. Kimsenin  çişini kakasını  tutacak hali yok.

Bizim de bir evimiz var, arkadaşlarla kalıyoruz, bu su kesintisine en çok kafa yoran benim. Sefil  oluyordum o 4 gün.

Bir defasında – adını  söylesem  45 yaş altı doktorların hepsi bilir- şimdilerde popüler bir iş insanı olan ev arkadaşım küveti suyla  doldurmuştu, “ulan napacaz  küvet suyunu , temiz değildir” demişimdir sanırım ,o suyu kullanmadığıma eminim, tuvalette bile.

Kuraklık susuzluk haberleri çıktığında göz kulak kesilirim hemen. İlgimi çeker. Nehirlerin debilerini merak ederim ,öğrenirim.

Bir örnek : Bizim Kızılırmak ortalama debisi 184 m3/sn .Yaz aylarında onda birine kadar da düşebiliyormuş. Avrupa’yı baştan başa geçen , bizim marşlarımızın  konuğu Tuna nehrinin debisi 6800 m3/sn.Amazon nehrinin debisi saniyede 219 bin m3.

Elin nehirlerinde  yolcu gemileri  işliyor, bizimkinde kağıttan gemiler anca yüzüyor.

Anadolu yüksek rakımlı bir coğrafya olduğundan  nehirler hızlı akıyor, Avrupa ise düz.

Bizde Bartın çayı fena değildi. Bartın’a 1980’lerin sonunda ilk gittiğimde  şehir içinde  gemileri görürdük.İlgiyle seyrederdik. Geçtiğimiz ay  bir lafı  oldu , Cemil abiye sordum, Bartın’da 22 sene yaşadı. “Çamur oldu tabanı  artık , gemiler giremiyor “dedi.

Amasya’da Yeşilırmak

Bir hafta  önce Amasya’daydım. 72 il gezdim. En güzeli bu. Yeşilırmak’ın önüne  bir bent yapmışlar. Nehir birkaç km durgunlaşmış ve çoğalmış. Şehir merkezine renk katmış. Bunun benzerini merhum rektör  Burhanettin Uysal hoca Üniversitenin  girişine denemişti ama  çok uzun süre tutmadı.

 Araç nehri için belediye başkan adayları havalı videolar hazırlamıştı ama  bizde gerçekleşmedi. Su akar Karabük bakar.

 Ben ara ara kordon boyuna inip  banklara  oturup  nehrin şırıltısı eşliğinde kitap okuyorum.

Su akıyor,ben bakıyorum.

Bizim Araç nehri

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

4 ADET YORUM YAPILDI
Adem 11 Temmuz 2021 / 08:18 Cevapla

Ankara keçiörende keçiören belediyesi ile DSİ işbirligi ile gümüşdere ıhlamur vadisi projesi uyguladılar mükemmel oldu…yazınızın sonundaki su akar karabuk yada karabuklü bakar sozune istinaden arac cayina buna benzer bir projeyi ancak karabuk belediyesi dsı beraber uygulayabilir bütçesi yetmez…içilebilir kaliteli şu için hükümetlerin belediyelerin daha çok yatırım yapmaları ve bütçe ayırmaları şart…hâlâ safranboluda yer altında kansorejen asbest borulardan şu alıyor bu ‘na ayıp denir…altın safran film festivali yapacağınıza yıllarda yer altına yatırım yapsaydınız iş bilmez belediye başkanları…kim mustafa eren, nejdet aksoy mehmet ceylan hala katı atık bertaraf tesisi olmayan çöpü canavarca depolanan bir safranbolu ve çöplük 24 saat yanıyor…kul hakkı bu….

SİNAN DENİZ 11 Temmuz 2021 / 10:01 Cevapla

bir yaşam hakkı olarak temiz ve sağlıklı suya erişimin önemi, suyun sağlık, sosyal adalet ve sosyal politika ile ilişkisi ve suyun kullanım alanları ne yazık ki Ülkemizde yeni yeni anlaşılıyor. Olayın tam anlaşılması ise bir 20 sene daha gerektiriyor. Bu doğrultuda baktığınızda DSİ yani içinde su kelimesi geçen kurum SUYUN önemini bu ülkede anlatması ve projelere dökmesi gereken alandır. Belediyeler zaten seçimler öncesi proje üstüne proje sunmaktalar. Vatandaşta inanmakta. Bakınız Karabük Araç çayı üzerine yapılan projeler,reklamlar vaatler…

Emre 11 Temmuz 2021 / 17:47 Cevapla

Ülkemiz su fakiri ülkeler arasında değil ancak potansiyel olarak su zengini ülkeler arasında da değil. Benim de takıntım şu suyu idareli kullanmalıyız. Hastanelerde görüyorum tuvaletlerde sular akıyor boşa akıyor. Tarlalarda görüyorum damlama sistemi yok. Gereğinden daha fazla su harcanıyor. Su ve toprak varoluş kaynağımızdır. Artık ülkelerde su ve tarımsal gıda problemleri yaşanacak yakında. Neler olacak bilmiyorum. Yönetici olsam ilk suya el atarım, doğmamış çocukların tertemiz suyunu korumaya çalışırım.

    admin 11 Temmuz 2021 / 23:23 Cevapla

    Emre hocam özledik..selamlar

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.