Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

“Anayasa Değişimine Neden Hayır”

    ADD Genel

 

 

ADD Genel Başkanı Tansel Çölaşan, Başkanlık Sistemi ile asıl hedefin, cumhuriyeti ortadan kaldırıp yerine hilafet özlemli tek adam yönetimi getirmek olduğunu söyledi.

Safranbolu Atatürkçü Düşünce Derneği öncülüğünde Karabük’e gelen Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkanı Tansel Çölaşan, Eski Devlet Bakanı Doç. Dr. Abdüllatif Şener ve Eski Devlet Bakanı Ufuk Söylemez “Anayasa’ya Neden Hayır Diyoruz?” konulu konferansta konuştular.

Konferansta ilk olarak konuşan ADD Genel Başkanı Çölaşan, Başkanlık Sistemi ile Türkiye’nin rejiminin değiştirilmek istendiğini belirterek, “Hedef; Cumhuriyet’in başta Meclis Sistemi olmak üzere tüm kurucu ilkelerini, çağdaş, laik, demokratik, ulusal ve üniter yapısını ortadan kaldırıp, yerine hilafet özlemli bir tek adam yönetiminde ‘Orta Çağ’ yaratmak ve Osmanlı eyalet sistemine benzer bir yapıyı kurmaktır. Yani ülkeyi bölmektir.” dedi.

ADD Genel Başkanı Çölaşan şu sözlere yer verdi; “Dayatılan başkanlık sistemiyle Cumhurbaşkanı anayasaya aykırı olarak fiilen yürüttüğü başkanlığını yasallaştırmak istiyor. Zaten ‘Yönetim şekli fiilen değişmiştir. Yapılması gereken anayasal zemine taşınması, meşrulaştırılmasıdır’ demedi mi? Aksi halde anayasa suçu işlemeye devam etmiş olacaktır. Bakmayın siz iktidar odaklarının ‘rejim değişmiyor’ sözlerine. Bu sözler aldatmacadır. Anayasa ve bu yolla getirilmek istenen başkanlık sistemi halka kurulan bir tuzaktır. Çünkü aslında hedef Atatürk Cumhuriyeti’dir. Hedef rejim değişikliğidir. Hedef Cumhuriyet’in başta Meclis sistemi olmak üzere tüm kurucu ilkelerini, çağdaş, laik, demokratik, ulusal ve üniter yapısını ortadan kaldırıp yerine hilafet özlemli bir tek adam yönetiminde Ortaçağ yaratmak ve Osmanlı eyalet sistemine benzer bir yapıyı kurmaktır. Yani ülkeyi bölmektir.”

Söz konusu başkanlık sisteminin tek kişiye programlandığını iddia eden Çölaşan, “Türkiye Cumhuriyeti çağdaş, laik, demokratik hukuk devletidir. ‘Kuvvetler ayrılığına dayalı parlamenter sistemle’ yani Meclis sistemiyle yönetilmektedir. Bu sistemde devlet gücü; yasama, yürütme ve yargı erkleri arasında paylaştırılmış, devlet gücünü elinde tutan yöneticilerin bu gücü keyfi ve kötüye kullanmalarının önünü kesmek ve bir kişi veya grubun diktasını önlemek amaçlanmıştır. Batı tipi klasik demokrasi olarak tanımlanır. Bu sistemde var olan ‘kuvvetler’ arası denge mekanizmaları, demokrasinin işlemesini kolaylaştıran unsurlardır. Oysa getirilmek istenen sistemle yasama, yürütme ve yargı gücünün tek kişide toplanması amaçlanıyor. Tek kişi için programlanmış özel bir model. Fiilen uygulanmakta olan tek adam modelinin meşrulaştırılması diyebiliriz. Ne ABD tipi başkanlık, ne Fransa tipi yarı-başkanlık sistemlerine benzerliği var.

Başkanlık sistemi ile ‘Yürütme Yetkisi’ne de değinen Çölaşan, bu uygulamanın Türkiye’yi bölünmeye götüreceğini savundu. Çölaşan, “Hem devletin hem hükümetin başı tek kişi olacak. Bakanlarını kendisi atayıp alma, kararnameler çıkarma, bütçe yapma, kanunları veto etme, Meclis’i feshetme, yüksek bürokrattan vali ve kaymakamlara kadar kamu görevlilerini atama yetkilerine sahip olacak” dedi.

Bir rejim değişikliğine gidiyoruz, siyasi parti başkanı seçmiyoruz. Bir cumhurbaşkanı seçmiyoruz. Bir siyasi partiye oy vermiyoruz. Ben bunu söylediğim zaman, hükümet düşmeyecek. Bu anayasa, yarın ‘hayır’lı olursa, ne olacak? Türkiye düzlüğe çıkacak, bir tehlike savuşacak. Ama evet çıkarsa, yürünülen yolda 2023 hedefinde eyalet sistemi olacak. Bu eyalet sistemi, senin coğrafi yapının eyaleti değil. Orta Doğu’da Irak ve Suriye’nin bölünmesinden sonra, Türkiye’nin bölünmesi suretiyle küçük devletçiklere bölen ama 27 bölgeye bölen ve Amerikan İstihbaratlarında 1970’den beri var olan haritaları NATO’ya, bizim subaylarımız gittikleri zaman ne yazık ki o haritaları gözlerinin önünde 70’li yıllarda görüyorlar. Kendilerine hizmet edecek insanlar iş başına getirilmişlerdir. Onlarda, hayatta kalmalarına, onlara verdikleri tavizlere borçludurlar. Ama biz, Cumhuriyet’i kuranlar, taviz vermek zorunda değiliz! Cumhuriyet’ten vazgeçmek zorunda değiliz! Demokratik yapı, bize Cumhuriyet’imizin verdiği yapıdır. Onlara düstur çekeceğiz. ‘Halk bu iradeyi sana vermedi, Anayasaya uy!’ Diyeceğiz. Hayırla alacağımız sonuç budur!” diye konuştu.

Eski Devlet Bakanı Doç. Dr. Abdüllatif Şener ise yapmış olduğu konuşmada şu sözlere yer verdi; Pazar günü sandık başına gideceğiz ve oylarımızı vereceğiz. Fakat bir cumhurbaşkanı seçmeyeceğiz. Bir partiyi iktidara getirip, bir diğer partiyi iktidardan indirmeyeceğiz. Milletvekili de seçmeyeceğiz, belediye başkanı da seçmeyeceğiz. Sadece anayasada değişiklik yapacağız. Anayasadaki bu değişliğin özü, Türkiye’deki Devlet düzeni değiştirilecektir. Bu değişiklik neyi getiriyor? Demokrasilerden farklı devlet organları oluşuyor. Devletin, farklı güçleri, farklı erkleri olur. Bu erkler, diğerlerinden bağımsızdır. Bu erkler arasında da, belirli bir denge kontrol fren sistemi vardır. Anayasada yapılacak olan değişiklikle devletin yürütme, yasama, yargı erki arasındaki denge kontrol fren sistemi kaldırılıyor. Yürütmenin başında bulunan Cumhurbaşkanı, devlete ait tüm yetkileri kullanan bir güç haline geliyor. Yapılan değişikliğin özü budur” dedi.

Son olarak konuşan Eski Devlet Bakanı Ufuk Söylemez, anayasa değişikliğinin başkanlık sistemini getirdiğini ve bunun geri dönülmez sıkıntılar doğuracağını ileri sürerek, “Biz de bu yüzden eski milletvekillerimizle bir araya gelerek hayır kampanyasına destek veriyoruz.” dedi.

Anayasa değişikliğinin halktan onay alamayacağını iddia eden Söylemez, “Bizler buna inanıyoruz. Derneğimizin kuruluş amacı tehlikeleri kontrol altında tutmaktır. Kemalist düşünceyi her zaman savunan ilkelere bağlı kalarak ülkemizin aydınlık geleceğe varacağının düşüncesindeyiz.” ifadelerini kullandı.

Konferansa Siyasi Parti Temsilcileri, Sivil Toplum Kuruluşlarının yanı sıra çok sayıda vatandaş katıldı.

 

Kaynak ; BK Ekspres Gazetesi