Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

FABRİKALAR KURAN FABRİKA 29-30.BÖLÜMLER

Hazırlayan Mustafa HAtinoğlu (Mak.Müh.

İNGİLTEREDE EĞİTİM GÖRMÜŞ AMA MEMURLUĞU ÖĞRENEMEMİŞ.

 

O sıkıntılı süreçte yaşadığımız başka bir hadiseyi de anlatmak istiyorum. Bir gün Tevsiat Montaj Müdürlüğünden faks emriyle isimleri belirtilen 8 kişinin acilen Karabük’ e gönderilmesi isteniyordu. Sorduğumda Müessese Müdürünün emri olduğunu söylediler.

O aşamada listede belirtilen elemanların tamamını göndermem mümkün değildi. İlişkileri fazla germemek ve Tevsiat Montaj Müdürünü  de zor durumda bırakmamak için uygun bir yazıyla gerekçelerimi de izah ederek  listedeki bazı elemanların iş programımıza uygun bir şekilde kademeli olarak  gönderileceklerini ifade ederek  bildirilen listeden  8 eleman yerine 4 elemanı geri gönderdim.

Bunu öğrenen Müessese Müdürü derhal Montaj müdürünü arar ve neden emrin yerine getirilmediğini sorar. Montaj Müdürü , durumu izah edip biraz da beni savunmak için

Mustafa bey iyi yetişmiş İngiltere’de master yapmış, lisan bilen değerli bir elemanımızdır ” deyince Müessese müdürü kızgın bir şekilde

İngiltere’de eğitim görmüş ama hala memurluğu öğrenememiş , verilen emri yerine getirmiyor. Derhal çağırın kendisiyle görüşeceğim “ der.

Ertesi gün Karabük D.Ç.Fabrikaları Müessese Müdürü ile görüşmek için gece yola çıktım ve sabah erken saatlerde özel kaleme giderek beklemeye başladım. Fazla bekletmeden beni kabul etti. Hiç hal hatır sormadan          “Neden amirlerin tarafından sana yazılı olarak verilen emirleri yerine getirmiyorsun ? Sen memur değil misin“ diye sordu.

Ben de     ” hem 657 sayılı yasaya tabi memur ve hem de mühendisim. Yazılı emir verseniz dahi önce ettiğim mühendislik yeminine aykırı sonuçlara yol açacak bir emri yerine getiremem , yük altında çökecek bir köprünün veya vincin projesine imza at deseniz memur olarak böyle bir emre uyamam “ dedim.

Biraz şaşkınlıkla “ne alakası var biz sana böyle bir şey mi dedik ?” diye sordu.

Kendisine şu izahatı yaptım:

         “Ben şu anda kaldırma kapasitesi 450 ton, ayak açıklığı 129 m ve kaldırma yüksekliği 68 m ülkemizdeki en büyük gantry kreynin imalati, montaji ve testlerinden sorumluyum.

         Sizin benim fikrimi almadan bir emirle şantiyeden Karabük’e dönmesini istediğiniz elemanların bir kısmı uzun yılların tecrübesine sahip, bazı kurslara gönderilerek özel olarak eğitilmiş, çok kritik görevleri olan elemanlardır ve  onlar olmadan işi gerekli kalitede , teknik şartnameye ve iş güvenliği kurallarına uygun olarak yürütemem.

         Bu nedenle verdiğiniz emre uymadım. Siz de yazılı emre uymamanın gerektirdiği ceza neyse onu verirsiniz. Başka söyleyeceğim bir şey yok. Sizin söyleyeceğiniz bir şey yoksa müsaadenizle işimin başına dönmek istiyorum dedim.

Buyrun, gidebilirsiniz.” dedi ve ayrıldım.

Kesin olarak görevden alınırım  diye bekledim fakat hakkımda herhangi bir işlem yapmadılar.

 

Benzer bir hadiseyi 1985 yılında yaşamıştım. Ben izindeyken Tevsiat Montaj Müdürlüğü görevine yeni atanan sayın Z.A. bana hiçbir bilgi vermeden şantiyeye biri vinç operatörü iki eleman göndermiş ve şantiyeden 3 elemanı geri çağırmıştı.

Haberi alınca geri çağrılan elemanlara ben dönünceye kadar beklemelerini söyledim. İzin dönüşü derhal yüz yüze görüşmek üzere Karabük’e gittim. Önce yeni göreve gelmesi dolayısıyla tebrik ederek başarılar diledim.

Görüşmemiz sırasında 2 mühendis daha vardı. Prensip olarak şantiye şefinin bilgisi ve muvafakatı olmadan müdürlük tarafından eleman değişikliği yapılmasını doğru bulmadığımı ve merkeze geri çağırdığı elemanları gönderemeyeceğimi söyledim.

Ben müdürüm. İstediğim zaman elemanlar arasında rotasyon yapmak benim yetki ve tasarrufumdadır” diye cevap verince öfkelendim ve şunları söyledim;

Benim de şantiye şefi olarak yetki ve sorumluluklarım var. Ben de yetkimi başkasına kullandırmam. Davul benim boynumda , tokmak sizin elinizde ben bu şekilde kukla şantiye şefliği yapamam. Önce beni görevden almanız lazım. Ben müsaadenizle şimdi şantiyeye dönüyorum ve Karabük’e çağırdığınız elemanları neden gönderemeyeceğimi gerekçeleriyle beraber yazılı olarak bildireceğim “ diyerek ayrıldım. Hakkımda her hangi bir işlem yapmadı.3 ay sonra da görevden alındı.

Şimdi rahmetli olan bu arkadaşımız çok dürüst bir insandı.O hadiseden sonra hiç bir problem yaşamadık. Tek hatası şantiye şefi ile konuşmadan karar vermesiydi.

O süreçte artık şantiyenin kapatılacağı kesinleştiği için şantiyede bir huzursuluk vardı. Daimi elemanlar bir an önce KARABÜK’e dönmek istiyorlardı. Şantiye muvakkatlarının (geçici iş akdi ile çalışanlar) durumu da belirsizliğini koruyordu.

Şantiyede taahüdümüz altındaki işlere de devam ediyorduk.450 Ton/129 m gantry kreyne kuru havuzda çok  ihtiyaç vardı. Acilen  kalan işleri  ve yük testlerini de bitirerek teslim etmemiz gerekiyordu. Zaten 16 Ekim 1992  günü 75.000 DWT Dökme Yük Gemisi denize indirme töreninde 450 Tonluk Gantry Kreynin de  hizmete alınması planlanmıştı.

Merkeze sık sık eleman göndermemiz nedeniyle  yaptığımız işleri Tersane adına kontrol etmekle görevli Havuz Kreynleri kontrol heyetinin   itiraz ve şikâyetlerine maruz kalıyorduk.18.08.1992 tarihinde Tevsiat Montaj Müdürlüğünden faks emriyle merkeze gönderilmesi istenen 8 elamanın çoğu  da   şantiyedeki en kalifiye kaynakçı ve montajcı elemanlardı.Şantiye mevcudunu azaltırken ve merkeze her eleman gönderme işleminde Kontrol Heyetine de bilgi vermemiz gerekiyordu.

Son gelen yazı üzerine 4 elemanı daha merkeze göndereceğimizi bildirince Kontrol Heyeti acilen bir toplantı talep etti.Aynı gün içerisinde yani 18.08.1992 tarihinde 5 kontrol heyeti üyesi ve  şantiye yetkililerimizin katılımıyla bir toplantı yapıldı. Her iki kurumun üst makamlarına sunulmak üzere karşılıklı talep ve görüşleri içeren   bir TUTANAK hazırlanarak imzalandı.

Kontrol heyeti şantiyede eleman azaltmaya devam edilmesi durumunda kalifiye ve kritik işlerde görevli bulunan nezaretçi elemanların gönderilmesi nedeniyle meydana gelebilecek İŞ KAZASI, HASAR vs. gibi durumlarda tüm sorumluluğun(Zarar tazmini dahil) Karabük Şantiyesine ait olacağının belirtilmesini istemişlerdir.

 

KARABÜK Şantiye yetkilileri de eleman sayısının %70 azaltılmasının şantiyede işlerin azalması ve merkezde elemana ihtiyaç duyulması nedeniyle zorunlu olarak yapıldığını  işlerin aksamaması için gerekli tedbirlerin alındığı ifade edildi.

Halen şantiyede çalışan 15 daimi elemanın kritik işlerde görev yapan çoğu nezaretçi statüde çalışan elemanlar olduğu gözönüne alınarak süreç içerisinde  eleman azltılmasının kademeli şekilde yapılacağı ve kendi yönetimimize bu konuda gerekli bigilerin verileceği vurgulandı ve tüm bu husular tutanakla imza altına alındı.

Kontrol Heyeti toplantı sonucu hazırlanan tutanağı kendi yönetimlerine arz etti. Bir gün sonra 19.08.1992 tarihinde  Türkiye Gemi Sanayii Genel Müdürlüğünden KARABÜK Demir Çelik Fabrikaları Müessese Müdürlüğüne bir yazı gönderildi.

Söz konusu yazıda iki kurum arasında geçerli PROTOKOL ‘un VIII DİĞER HUSUSLAR bölümünün 29. maddesi zikredilerek

VIII DİĞER HUSUSLAR MADDE 29

         “DEMİRÇELİK işin başlangıcında imalat ve montajdan sorumlu olacak Teknik elemanlarını TERSANE’ye bildirecektir.Gerek tüm işlerden sorumlu Teknik elemanlar, gerekse nezaretçi ve diğer kalifiye elemanların iş süresince değiştirilmemesi için DEMİRÇELİK gerekli tedbirleri alacaktır.KONE firması Teknik elemanlarıyla anlaşabilecek lisan bilen bir Teknik elemanın iş süresince  şantiyede bulundurulması DEMİRÇELİK’çe sağlanacaktır” maddesine atıf yapıldı ve

Ülkemiz açısından büyük önemi haiz olan tahhüdünüz altındaki işlerin sağlıklı olarak yürütülebilmesini teminen Şantiyenizde mevcut olan kalifiye elemanlarınızın görevlerine devam etmelerinin sağlanması husunda ilgililere talimatlarınızı arz ve rica ederiz”  denildi.

Bu yazı Müessese Müdürlüğüne gidince (sanırım bunda benim rolüm var diye düşünülerek  tepkiyle karşılandı) ve aşağıdaki darkener yazısında belirtildiği gibi  “İŞGÜZAR” girişimlerim nedeniyle “İKAZ” edildim.

Pendik Tersanesi’nde yeteri kadar müh. Ve kalifiye eleman bırakmak suretiyle işin devamının hedef alındığı bu arada acil ihtiyaç duyduğumuz fazla elemanların KARABÜK’e çekildiği malumdur.Geri kalan ekibin emanet işçilerle birlikte bahse konusu işleri yürütebilmesi gerekir.bu tespitler ışığında ;

         1-İlgililere bu durumun bildirilmesini ve eğer yeni oluşan şartlarda çalışmamız istenmiyorsa şantiyenin kapatılabileceğinin bildirilmesi

         2-Pendik şantiye başmühendisinin bir takım İŞGÜZAR girişimleri ve teşebbüslerinin olduğu istihbar edilmektedir.Şantiyenin iyiliğine olacağını zannetiği bu tür girişimlerin ,işletmelerimizin aleyhine bir görüntü yarattığı hatta işin “ şantiyenin kapatılmasına” kadar varabileceği aşikârdır.Kendisinin bu hareketleri konusunda “İKAZ” edilmesini rica ederim.”

( “İŞGÜZAR” kelimesinin sözlük anlamı : yeri ve hiç gereği yokken, kendini göstermek, birine yaranmak için işe karışan kimse)

Burada yorum ve değerlendirmeyi okuyucuya bırakarak,  kimseyi suçlamadan ve kendimi savunma gereği duymadan kısaca şunu belirtmek istiyorum:

Ben bir şantiye şefi ve mühendis olarak her zaman görevimi en iyi şekilde yapmaya  ve başladığım hiç bir işi yarım bırakmamak için mühendislik yemininde belirtildiği gibi

Bana verilen mühendislik unvanına daima layik olmaya onun bana sağladığı yetki ve sorumluluğu  bilerek hangi şartlar altında olursa olsun onları ancak iyiye kullanmaya ,yurduma ve insanlığa yararlı olmaya …. “ gayret ettim.

 

FABRİKALAR KURAN FABRİKA 30. BÖLÜM 3 HAFTALIK FİNLANDİYA SEYAHATI ve GELECEK İÇİN KURULAN HAYALLER (1)

 

 

450 tonluk gantry kreynin işletmeye alınmasını müteakip KONE CRANES firmasından bir heyet Pendik Şantiyemizi ziyaret ederek bize bir öneride bulundular.

Orta Doğuda bazı ülkelerden muhtelif sayıda jib kreyn türünde liman vinçleri siparişleri aldıklarını ve bu konuda Pendik Tersanesi ve Karabük Demir Çelikle işbirliği yapmak istediklerini söylediler.

Proje, mekanik ve elektrik teçhizatlar KONE CRANES tarafından temin edilecek,çelik imalat, mekanik ve elektrik montaj işleri Pendik Tersanesinde yapılacak ve komple montaji tamamlanan kreynler özel gemilere yüklenerek siparişi veren ülkeye sevkedilecekti.

Bu benim yıllarca hayal ettiğim bir gelişmeydi. Gerçekten çok tecrübeli bir ekibimiz vardı.         Aşağıdaki fotoğrafta görüldüğü gibi 450 tonluk gantry Kreyni kullanarak jib kreynlerin montajini yapmak ve Tersanenin kuru havuz ve rıhtım gibi diğer geniş imkanlarını kullanarak büyük gemilere yüklemek çok kolay olacaktı.

 

Ne acıdır ki KONE CRANES firmasından Karabük Demir Çelik İşletmelerini onurlandıracak böyle güzel bir öneri geldiği günlerde bağlı olduğumuz müdürlükten şantiyenin kapatılması için hazırlıklara başlanması ile ilgili  aşağıdaki (tarihe not düşülecek ) yazı gelmişti.

Pendik Tersanesi Müdürü Emrettin bey öneriyi çok olumlu karşılamıştı fakat Karabük Demir Çelik katkısı olmadan bu aşamada böyle bir teklife olumlu cevap vermenin mümkün  olmadığını  söylediler.

Ben hayalimden vazgeçmemiştim fakat ileri bir tarihe ertelemiştim. Finlandiya CONE CRANES heyetine bu aşamada Karabük Demir Çelikte yeni bir yapılanma ve özelleştirme süreci başladığı için bir belirsizlik olduğunu fakat ileri bir tarihte tekrar görüşebileceğimizi ifade ettik.

 

 ŞANTİYENİN KAPATILMAMASI  İÇİN ÖNERDİĞİM  PROTOKOL(TASLAK)

T.D.Ç.İ.Genel Müdürünün  Pendik Şantiyesinin kapatılması konusunda kesin kararlı olduğunu görünce ne yapılabilir diye düşünmeye başladım.450 Tonluk vinç montaji bitmiş  fakat geriye kalan 3 adet 80 ton JİB kreyn ve 1 adet 16 Ton JİB kreyn işleri %45 oranında tamamlanmıştı.75.000 DWT gemi ambar kapakları imalatı da devam ediyordu.

Söz konusu kreynler ülkemizde ki en yüksek kaldırma kapasiteli kreynlerdi. Boyut ve ağırlıklar dikkate alındığında bu tür kreynlerin imalat ve montaj işlerinin bu tür işlerde tecrübeli, yeterli Teknik bilgi birikimi ve tecrübeye sahip kalifiye elemanlarla yürütülmesi gerekir. Daha önce bahsettiğimiz gibi Alaybey Tersanesindeki JIB kreynlerin montaji sırasında bir kaza yaşamıştık.1977 senesinde başka bir firmanın taahhüdünde Pendik Tersanesinde  yürütülmekte olan  aynı boyutlardaki 16 Tonluk JIB kreynin montaji sürecinde  kuvvetli bir fırtına esnasında montaj için kullanılan kule vinç devrilmiş ve maddi hasarlara yol açan  büyük bir tehlike atlatılmıştı.

Bu nedenle geri kalan montaj işlerine Karabük Demir Çelik İşletmelerinin ’nin çok iyi tecrübe kazanmış hepsi ehliyetli ve liyakatli kalifiye elemanlardan oluşan  mevcut  şantiye ekibiyle devam edilmesinde teknik açıdan büyük  yararlar vardı.Aksi takdirde İş GÜVENLİĞİ ve KALİTE GÜVENCESİ açısından işlerin sağlıklı bir şekilde yürütülmesinde zorluklar olacak ve bu da bir takım problemlere ve gecikmelere sebep olacaktı.

Ülkemizin gemi inşa ve havuzlama hizmetleri açısından stratejik öneme haiz 170.000 DWT gemilerin tamir ve inşa edileceği Pendik Tersanesi kuru havuzunda hizmet verecek bu vinçlerin bir an önce hizmete alınmasının büyük önem arz ettiği göz önüne alınarak gecikmelere meydan vermemek için geri kalan imalat ve montaj işlerinin mevcut şantiye ekibi tarafından tamamlanmasının en doğru çözüm olacağı kanaatını taşıyordum.

Bu problemin Ulaştırma Bakanlığına bağlı bir kamu kurumu olan Türkiye Gemi Sanayii A.Ş. Genel Müdürlüğü (TÜGESAN) ile Enerji Bakanlığına bağlı bir kamu iktisadi Teşekkülü (KİT) olan Türkiye Demir ve Çelik İşletmeleri Genel Müdürlüğü Karabük  Demir ve Çelik Fabrikaları Müessese Müdürlüğü (KARABÜK D.Ç.) arasında  yapılacak bir protokol ile çözümlenebileceğini düşünüyordum.

Bu düşüncelerimi TÜGESAN Genel Müdürü Şamil Ayrım beyle konuştum. Kendileri de aynı düşüncedeydi.Ben bu konuda bir  taslak PROTOKOL metni hazırladım ve kendilerine faksla ilettim. Bu protokolda aşağıdaki hususlar vurgulanıyordu.

1-1981 den 1992 ye kadar iki kurum arasındaki iyi iş ilişkileri sayesinde mali portresi 300 milyar mertebesinde 12.000 ton iş anahtar teslimi olarak KARABÜK D.Ç. tarafından tamamlanmıştır.

2-%45 oranında tamamlanan   işlerin kalan kısmının da sağlıklı,kaliteli ve güvenli bir şekilde  tecrübeli mevcut şantiye ekibi tarından yürütülmesi önem arz  etmektedir

3-Şantiyede Mevcut 60 kişilik şantiye ekibi tarafından yürütülecek işlerden doğacak tüm işçilik ve malzeme giderleri her ay nakit olarak TÜGESAN tarafından karşılanacaktır. Bu sayede şantiye KARABÜK D.Ç. için  ilave bir mali yük olmayacaktır.

4-KARABÜK D.Ç.nin 1992 yılı itibarıyla birikmiş alacakları T.D.Ç.İ.’nin  T.C. Devlet Demir Yolları Genel Müdürlüğüne olan borçlarına mashup edilecektir.

       ŞANTİYENİN KAPATILMAMASI  İÇİN ÖNERDİĞİM  PROTOKOL(TASLAK)

Hatırlanacağı üzere 1989 grevinden sonra belini bir daha doğrultamayan fabrika için   1994 yılına gelindiğinde  teknolojik olarak kendini yenileyemiş ve yüksek üretim maliyetleri karşısında ortaya çıkan zarar nedeniyle  kapatılması konuşulmaya başlanmıştı. Ekonomi tarihine “5 Nisan Ekonomik Önlemler Planı” olarak geçen kararlar gereği yıl sonuna kadar özelleştirilemediği takdirde fabrikanın kapatılmasına karar verilmişti.

Kapatma kararı Karabük halkında belki de dünyada örneğine az rastlanabilecek bir sahiplenmeyi ortaya çıkarmış ve verilen büyük mücadeleler sonucu uygun bir modelle Karabük Demir Çelik Fabrikalarının özelleştirilmesi gerçekleşmişti.

Özelleştirme sonrası ilk 3 yıl kapatmaya gerekçe gösterilen teknolojik eskiliği ortadan kaldıracak yatırımlar yapılmış, çelikhane ,yüksek fırın ve kok fabrikalarının modernizasyonu gerçekleştirilmişti.

2001 yılının ortalarına gelindiğinde KARDEMİR ikinci kez kapanma tahlikesiyle  karşı karşıya kaldı. Yatırımlar adeta durma noktasına geldi. Hammadde temini, personel ücretleri zora girdi. Maaş ve tazminatların demir olarak verildiği bir kaos dönemine girilmişti.

Konu Bakanlar Kurulu gündemine alındı ve 8 Temmuz 2002 tarihli toplantıda imzalanan kararnameyle KARDEMİR’ in kamu kuruluşlarına olan borçları 10 yıl vadeyle ertelenerek uygun bir çözüm bulunmuş oldu.

Benzer bir çözüm için öneri getirdiğimiz ve taslak bir PROTOKOL hazırladığımız halde 1993 senesinde iki kamu kurumu arasında borç nedeniyle 12 senedir  bir çok önemli projeyi anahtar teslimi bitiren çok başarılı  ve kârli bir  şantiyeyi kapatma kararı alındı. Yani hastayı tedavi için ameliyat kararı alan bir doktor ilk önce sağlam bir  organı kesmekle işe başladı.

 

 

31.VE 32. BÖLÜMLER İLE DEVAM EDECEK

TÜM HAKLARI MUSTAFA HATİNOĞLU VE YAYINCI KARABÜK GÜNDEM GAZETESİNE AİTTİR