
Çok isterdim edebiyat dünyasına adımımı attığım, kitaplarımın yayımlanmaya başladığı andan itibaren yalnızca has edebiyata değer veren, ülkemizin kültür dünyasını da sarıp sarmalamış çıkar ilişkileri ve kişisel kaprisleri geri planda tutmayı başarabilen, güçlü ve güvenilir bir yayıneviyle çalışmayı, kitaplarımın tek bir çatı altında yayınlanır olmasını…
Olmadı, olamadı…
Güldiken Yayınevi ve Kültür Bakanlığı ile başlayan kitap serüveni, Aydın Ilgaz’ın yönettiği Çınar Yayınevi’nden Gendaş’a, Ürün Yayınları’ndan Arkadaş Yayınevi’nde, Tekin’den, Abis’ten Literatür’e dağılıp gitti. Kimi zaman çalıştığım yayınevi sorumlusu kitaplarımın satışını yeterli bulmayıp yeni baskıları yıllara süren sürece erteledi, telefonlarıma yanıt verilmediği bile oldu; kimi zaman benim heyecanım ve tezcanlılığım farklı seçenekler aramaya yöneltti…
Kimi zaman toplumsal mücadele içindeki yerimin beni götürdüğü polemikler içinde sivri dilime hâkim olamadım, çatır çatır tartışarak kendimi istenmeyen adam durumuna getirdim…

Kuşkusuz, en çok kitabımı basan ve ilişkilerimizin dostça havalarda sürdüğü Abis beni en az üzen yayınevi oldu…
Suat Kaya’ya ve yayınevi çalışanı İhsan Akdaş’a çok teşekkür ederim.
Sonuçta Cumhuriyet Kitap’ta tek kitabım var ve ben çok değer verdiğim o kurumun yaptığı çağrılara koşarak gidiyorum. Bugün ve yarın da Dikili’de Şalter Kemal’i imzalamak için okurlarımla buluşacağım. Yanımda birkaç Anadolu Rönesansı da götüreceğim.
Özel meraklıları için Şalter Kemal büyük haz duyarak yazdığım, benim futbol serüvenimi öyküleştiren ve farklı bir insan coğrafyasına uzanan bir kitap.
Bir ara dizi çekimine niyetlenmişti bir arkadaşımız. Senaryosunu da epeyce ilerletmiştik. Birden bire ses seda çıkmaz oldu; telefonlarıma da yanıt vermiyor.
Dün akşam Aliağa’da Şalter Kemal’in başkahramanlarından Cübüş Adnan’ın konuğu olduk.
Deniz kenarında bir şeyler yiyip içtik, eski anılardan söz ettik. Çorbacı Ahmet oksijen tüpü ile yaşıyor, İzmir’den gelemedi…
Nejat Hoca’nın gut nodülleriyle başı belada.
Geçen yıl bir trafik kazasında yitirdiğimiz kaleci Fethi de katılamadı aramıza…
Birer ikişer azalıyoruz ama sanırım Şalter Kemal öykü kitabı ölümsüz olacak. Özel okurları, sevdalıları var… İlle de “Şalter Kemal 2”yi yaz diyenler de az değil…
Şaka maka, edebiyat dünyasına geçişim, 23 yılı aşıp gitti…
Çok yerinde bir karar vermişim…
Öyküden romana, eleştirel denemeden mektup türüne, şiire kadar her alanda bir şeyler yazdım… Yıllarımı verdiğim kitaplarım oldu…
Baskısı biten, “Dilin Dört Atlısı / Vüsat Bener, Bilge Karasu, Leyla Erbil, Oğuz Atay’dan Türkçe’ye Armağanlar” için Nadir Kitap’ta 660 ile 900 TL arasında fiyat konulmuş. Şimdilik bununla avunmak kalsın bana. Belki bir yayınevi yeni baskısını yapalım der de okur daha kolay ulaşır…
Edebiyat, hayatı insan yetileriyle, aklıyla, duygularıyla en çoğul biçimde anlamamıza giden en büyük yol…
Edebiyat hayatın gerçek tadı, onun en çoğul gücü…
Edebiyattan, kitaptan ayrı kalmayın sevgili dostlarım.
Yolu Dikili’ye düşenleri bekliyorum…