Alev Alev Yandı..

HABER MERKEZİ

KURTULUŞ SAVAŞINDA SAFRANBOLU

Son Güncelleme : 09 Haziran 2016 - 17:50

VE Dayıoğlu Gerçeği

13223683_566453690183118_442854102_o

 

 

 

      30 EKİM 1918’de imzalanan Mondros Ateşkes antlaşmasıyla, yurdumuz yer yer  işgale uğramıştı. Bu işgaller karşısında Osmanlı Devleti yöneticileri teslimiyetçi bir politika izlemiş, tahtlarını ve taçlarını düşünüyorlardı.

     Bu durum karşında, Bazı vatanseverler yurdun çeşitli yerlerinde “ Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti”adı altında dernekler kuruyorlardı. Bunlardan biride SAFRANBOLU da ,

Doktor  Ali Yaver beyin kurduğu, Müdafa-i Hukuk Cemiyeti idi. Ancak bu cemiyetlerin aralarında birlik ve beraberlik yoktu. İşgallere karşı başarılı olamıyorlardı.

 İşte tam bu noktada Türk Halkının Karşısına Mustafa Kemal Çıktı. Anafartalar Kahramanı Mustafa Kemal, Kurtuluş savaşını başlatmak, Ülkeyi işgalden kurtarmak, dağınık olan Müdafaa-i hukuk Cemiyetlerini bir amaç etrafında birleştirmek için,19 Mayıs 1919 da Samsuna Çıktı.

 

Jpeg

Ulus egemenliğine dayanan, koşulsuz bağımsız yeni bir Türk devletini kurmak için Samsundan, Havzaya oradan Amasya ya geçen  Mustafa Kemal Amasya genelgesini yayınladı.Kurtuluş savaşının gerekçesini,amacını ve yöntemini bu genelge ile halka duyurdu.

 Erzurum Kongresinden sonra, Sivas’a geçti. Orada 4-11 Eylül 1919 da Sivas Kongresini topladı. Yurdun Çeşitli yerlerinde kurulan, Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri  “ Anadolu ve Rumeli Müdafa-i Hukuk Cemiyetini” kurdu.

 23 Nisan 1920 de Ankara da  TBMM açıldı. Ankara da yeni bir devletin temeli atılıyor, Ulusal Egemenlik gerçekleşiyordu.

 Aynı gün Safranbolu da ilginç bir olay yaşandı.

Geredeli Dayıoğlu İbrahim Ağa, Düzce, Bolu, Gerede, ayaklanmalarının kolu olarak, Safranbolu ya geliyor. Halife yanlısı Kaymakam ve diğer yöneticilerin desteği ile Safranbolu’da,

Terör estiriyorlar,21 kişiyi de tutukluyorlar. Halk’dan zorla para ve altın topluyorlardı.

 Bu olay Ankara’ya Mustafa Kemal’e, Safranbolu Halkının TBMM ne karşı isyan etti şeklinde yansıtılıyordu.

Hatta Dayıoğlu Grubuna Ovacıklı Eğri Ahmet grubu da katılıyor. Mustafa Kemal bu gelişmeler üzerine, Kastamonu valiliğine bir telgraf çekiyor. İvedilikle Hıyanet-i Vataniye Kanunun uygulanmasını emrediyor.

 

Jpeg

Kastamonu dan gelen Kuva-i Milliye Birlikleri  Safranbolu’ya geldiklerinde, Dayıoğlu Toprakcuma mevkiine doğru gider, Kastamonu yöresinden çok güçlü bir kuvvet geldiğini zanneden Dayıoğlu tekrar Gerede’ye yönelir.

 Bu durumu Fırsat bilen Eğri Ahmet çetesi, Dayıoğlu grubunun silahlarını, Kuvvetli atlarını alır.

Dayıoğlu olayı Safranbolu halkının destek verdiği bir olay değildir. Sadece Kaymakam ve bazı yöneticiler isyancılara destek vermişlerdir.

Safranbolular Kurtuluş savaşını maddi ve manevi yönden desteklemişlerdir. Tekalif-İ Milliye kanunu çerçevesinde, Halktan destek sağlanmış, Bugün Safranbolu Eski çarşıda bulunan Arasta da ( Boncuk Kafenin olduğu yer) kadın ve erkekler teşkilatlanmış, ordunun Çarık, kolsuz erkek yeleği ve çorap ihtiyaçları büyük ölçüde karşılanmıştır.

56 TBMM asker için bedeli karşılığında, kolsuz asker yeleği ve yemeni dikimi istenmiştir. Devlet, pazen kumaş ve pamuklu kumaşlar göndermiş, kadınlarımızda bunları tüm güçleri ile dikmişlerdir. Haftada 11.000 çift yemeni dikilmiştir.

29 Ekim 1923 de Cumhuriyet ilan edildiğinde, Safranbolu da Cumhuriyet Coşku ile karşılanmıştır. Mustafa Kemal Atatürk’ün Devrimleri de Safranbolu da çok çabuk benimsenmiştir.

 

                                                                           

Kaynakçalar:

  • Dr. Suna Kili- Türk Devrim Tarihi
  • Metin Aydoğa- Mustafa Kemal ve Kurtuluş Savaşı
  • Dr. Ergin Aybars- Türkiye Cumhuriyeti Tarihi 1
  • Avukat Hulusi Yazıcıoğlu-Safranbolu Tarihi
  • Ünsal Tunçözgür- Mübadele Safranbolu’da Aşka Geçit vermedi.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Rabia Nur 26 Kasım 2016 / 11:21 Cevapla

Bu ne sığ bir yazı böyle, izanı olan hiç kimse bunun objektif olduğunu savunamaz. Hiçbir tarihçi ve tarih bilgisi olan birisi burada kullanıldığı biçimde bir üslupla yazmaz. Subjektivizmin şaha kalktığı bir yazı olmuş.