Türk Havası

Son Güncelleme : 12 Haziran 2021 - 23:08

Ali Ekber Çiçek’le yapılan bir röportajda  okumuştum. Başından  geçen bir  olayı anlatıyordu.

Ali Ekber Çiçek  malum rakıyı  seviyor. Birçok sanatçı gibi.

Bozkırın tezenesi Neşet Ertaş, babası Muharrem Ertaş,Kütahyalı Hisarlı Ahmet vs hakkında da rakıyı çok sevdikleri hakkında bir şeyler işitmişliğim var.

Bir ara Kırşehir’e gitsek de Abdalları dinlesek diye bir hevesimiz oldu, Kırşehirli arkadaş vardı biraz  biliyormuş :”eğlenceli olur ayaklarının dibinde içkileri olur arada yudumlarlar”demişti.

Kütahyalı  Hisarlı Ahmet’in rakıyı  sevdiğini  şöyle öğrendim.: Ülkenin her yerini  gezecem diye  her yaz tatilinde  şehir şehir  gezdiğim bir yaz Kütahya’ya yakın Dumlupınar şehitliğine uğramıştım. Yakınında gözleme yapan bir çift vardı.Karnımızı doyururken  konuşmadan da  duramam hani, madem Hisarlı Ahmet’i sorayım dedim. O söyledi.” Çakır keyf olmadan türkü okumazdı”  diye.

Hisarlı Ahmet

Hatırımda kalmış. Sonra gel zaman git zaman Hisarlı Ahmet’i daha derinden öğrendim. Bu büyük usta  sonra hacca  gitmiş falan  rakıyı bırakmış. Müziği de bırakmasını söyleyenlere “ben sazımla  Rabbime  sizden  daha yakınım “ diye cevap vermiş.

Orijinal bir Hisarlı Ahmet kaydı dinlemek isteyenlere : https://www.youtube.com/watch?v=Ma8DCV2vKkY

 Haa  bu arada, Hisarlı Ahmet  lakabının kaynağı şu :  Kütahya’da şehir içinde yürümeyle de çıkılabilen  ve kent dilinde hisar  diye adlandırılan  eski bir kale kalıntısı var. Ben 1 kere buraya çıktım. Hisarlı Ahmet işte Kütahyalı  Ahmet  gibi  bir  lakap.

Fizyoterapist bir ev arkadaşım vardı üniversitede iken Kütahyalı. Allah var , ne kadar  sakin ve iyi huylu bir arkadaşdı. Onun adı da  Ahmet. Tatar kökenliydi. Minicik gözlü, yoğun sarışın.Ben ona “Tatata  tatata  Ahmet” diye takılırdım hiç kızmazdı.

Kocaman  bir teybi vardı Sony ya da Toshiba. Az  kasetten kasede kayıt yapmadım yani. İşte bu Ahmet’i Kütahya’da ziyaret ettim. Bizi Hisar’a çıkardı. Çekirdek  yiyip, termosundan çay içtik. İşte o Hisar.

Laf uzadı , ben Ali Ekber Çiçek’ten bahsediyordum.

Ali Ekber üstadı  bir defasında kıramayacağı  bir  hoca evine  türkü çığırmaya  davet etmiş. Hoca  dediğim İstanbul’un büyük camilerinden birinin   imamı.

Üstad genelde  türkü okurken arada rakı da içermiş.İmamın  bunu bilmemesi zor.

Hoca  Ali Ekber üstadın yerini  ayarlamış, yanına küçük bir sehpa,  çerez,meze ve  rakı.

Ali Ekber Çiçek şaşkınlık içinde . Beklemediği  bir durum.

Ali Ekber  Çiçek : “ O ulu imam “ Usta sen bununla  demlen biz de senin deyişlerinle demleneceğiz”  dedi bana diyor.

Ali Ekber Erzincan depreminden sağ kurtulmuş. 4 yaşındaymış. Babası depremde yaşamını yitirmiş. Parası yok babası yok.Zaten  türkülerimizin  çok “derin” olmasının nedeni  acılarla pişmiş olması. Şu sözlere, melodiye, bağlamayı çalışına ve yorumuna bi bakın :

“Kirpiklerin ok eyle

Vur sineme öldür beni

Bıktım dünyanın tadından

Vur sineme öldür beni”

Yoktur aleme  minnetim

Yanında var mı kıymetim

Eğer satmaksa niyetin

Vur sineme öldür beni

Ali Ekber Çiçek, Hisarlı Ahmet, Nida Tüfekçi, Ürgüplü Refik Başaran, Ahmet Gazi Ayhan,Mukim Tahir, Celal Güzelses, Tenekeci Mahmut ve onlarcası.TRT Müzik ve TRT Türküyü çok dinlediğim için hepsini  biliyorum gari.

Bunlardan Mukim Tahir üstadın Karabükle hüzünlü bir birlikteliği var. Mukim Tahir  dediğimiz “Ayağında kundura” türküsünün sahibi. İbrahim Tatlıses’i meşhur eden türkü bu.

Mukim Tahir Urfalı . Zengin bir ailenin müziği seven çocuğu. Başına talihsiz olaylar geliyor, tüm birikimlerini kaybediyor. Fakirleşiyor. Beş parasız kalıyor. Bir gün  Karabük-Zonguldak tren yolu işini  alan  müteahhit bir arkadaşının daveti üzerine Yenice’ye çalışmaya  geliyor. Gelir gelmez hastalanıyor, birkaç gün içinde de vefat ediyor. Arkadaşları köyün mezarlığına defnediyorlar. 1945’ler. Sonraki yıllarda bir sel  meydana geliyor. Köy , mezarlığı ile beraber yerle bir oluyor.

Mukim Tahir bizim yörede mezarı bilinmeyen konuğumuz olarak  kalıyor.

 Bir tane de bizim  yöreden var derlemeci:  Sadi Yaver Ataman. Folklor  sanatçısı. 1940’larda Karabük’te belediye başkanlığı da yapmış. Halk kültürüne tutkusundan Diş Hekimliği fakültesini bırakmış Sadi bey.Oğlu var o da  babasının izinden gitmiş Adnan Ataman.

Adnan bey de Tıp Fakültesini 4.sınıfta bırakıp Türkü uzmanı olmuş.

Baba oğul Atamanlar  birçok türkü derlemiş. Şu adresten TRT repertuarındaki Karabük türkülerine göz gezdirebiliyoruz. Daha çok olsun isterdik ama  maalesef çok yok.

-http://www.turkuler.com/nota/tumyoreler.asp?yoresi=Karab%FCk

Türkü Türki kelimesinden türemiş bu arada. Kelimelere i eki eklemek Arapçadan kalma. Bu İ olmuş Ü. İyi de olmuş. Türk’e ait anlamında bir sözcük . Son anlamı Türk havası demekmiş.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI
Bayram KAYALICA 14 Haziran 2021 / 13:55 Cevapla

Kültürel miraslar hakkında güzel bir yazı olmuş hocam. Bir Çerkeş’li olarak, akıcı yazınızı okurken insan hayalinda o ortamları canlandırabiliyor. Teşekkürler…

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.