Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

HATİNOĞLU’NDAN “FABRİKALAR YAPAN FABRİKA” YAZI DİZİSİ -2-

Yazı Disinin 1. Bölümü

Yazı Disinin 1. Bölümü

HATİNOĞLU’NDAN “FABRİKALAR YAPAN FABRİKA” YAZI DİZİSİ

  • HATİNOĞLU’NDAN “FABRİKALAR YAPAN FABRİKA” YAZI DİZİSİ -2-

BRTV’deki söyleşimde İTÜ’den mezun olduktan sonra (1974) başlayan ve
SÜMERBANK BAKIRKÖY BEZ FABRİKASİ, İNGİLTERE’DE MASTER, KARDEMİR, PENDİK
TERSANESİ, ALAYBEY TERSANESİ, HALİÇ TERSANESİ, UM TERSANESİ , MARMARAY TÜP
GEÇİT , OSMANGAZİ KÖRFEZ KÖPRÜSÜ ve 1915 ÇANAKKALE KÖPRÜSÜ (2023)
projelerindeki iş hayatımı yani 50 yıllık serüveni 50 dakikaya sığdırmaya çalıştım

29 Ağustos 2023 günü 1915 Çanakkale Köprü Projesine katkıları nedeniyle teşekkür
için KARÇEL’e gitmiştim.Bu fırsatı değerlendirerek geçen yıl benimle bir söyleşi yapmak
isteyen BRTV (Bizim Radyo Televizyon Yayıncılık Tic. A.Ş.) stüdyolarını ziyaret ettim.
Tevsiat Montaj Müdürlüğünün 1960’li yıllardan beri yurt çapında faaliyet gösteren
şantiyeleri vardı. 1981-1993 yılları arasında Pendik ve Alaybey Şantiyelerinde KARDEMİR
tarafından yapılan işlerle PENDİK TERSANESİ, UM TERSANESİ, MARMARAY TÜP GEÇİT,
OSMANGAZİ KÖPRÜSÜ ve 1915 ÇANAKKALE KÖPRÜSÜ projelerindeki tecrübelerimi genç
yöneticiler, mühendisler ve KARDEMİR çalışanları ile paylaşmaya çalıştım.
Söyleşiyi izlediğimde notlarıma bakmadan konuşmam nedeniyle ifadelerimde bazı
hatalar ve unuttuğum önemli noktalar olduğunu fark ettim. Kısıtlı süre içinde bazı
konulara da değinemediğim ve kısa kesmek zorunda kaldığım için söyleşi tam içime
sinmemiş ve eksik kalmıştı.


KARDEMİR’de uzun yıllar bir çok projenin müesseseye siparişi konusunda büyük
emekleri geçen sayın Ali DEMİREZEN’in söyleşiyi izledikten sonra “Umarım ki edindiğiniz
tecrübeleri genç meslektaşlarımıza aktaracak detaylı bir kitap da hazırlarsınız “ temennisi,
söyleşiyi izleyenlerin yorumları ve Semih Gülen beyin teşvikleri bana cesaret verdi.
Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100. yıldönümü ve 3 Nisan 1937 de temeli atılan
KARDEMİR’e “FABRİKALAR KURAN FABRİKA” unvanını kazandıran Tevsiat Montaj
Müdürlüğünün, 1960-1993 yılları arasında tüm yurt sathında faaliyet gösteren dış
şantiyeler silsilesinin son halkası olan PENDİK ŞANTİYESİ’nin (1981-1993) kapanışının otuzuncu yıldönümünde bu projelerdeki tecrübelerimizi ve KARDEMİR-KARÇEL’in ülkemizin
bu önemli projelerine katkılarını bir yazı serisi içinde yazılı kaynak, belge ve fotoğraflar
eşliğinde anlatarak bizden sonraki nesillere aktarmaya karar verdim ve çalışmaya başladım.

Ayrıca, söyleşiyi dinleyenlerden aldığım mesajları ve dilekleri de dikkate alarak, kısıtlı
süre nedeniyle dile getiremediğim bir çok konuyu daha geniş çerçevede ve görsel
dökümanlar eşliğinde kamuoyuna aktarmanın daha yararlı olabileceğini düşündüm.
KARABÜK GÜNDEM Genel Yayın Yönetmeni Semih GÜLEN de söyleşi çerçevesinde
hazırlanacak geniş kapsamlı bir yazı dizisini yayınlama sözü verince hazırlıklara başladım.

İstiklal Marşımızın şairi Mehmet Akif’in de (1873-1936) şöyle bir dizesi var:
“Geçmişten adam hisse kaparmış..Ne masal şey!
Beşbin senelik kıssa yarım hisse mi verdi?
Tarih’i “tekerrür” diye tarif ediyorlar;
Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi ?..”
Hataların tekrarlanmaması ve daha iyi bir gelecek hayalı kurabilmek için geçmişte
yaşananları bilmek ve ders almak gerekir. Olgunluk döneminde kaleme alınan hatıraların
ve tecrübelerin dünü, bugünü ve yarını daha iyi anlayabilmek için önemli olduğu
kanatindeyim.

Bu nedenle anı türü eserler, yazarın tüm ömrünün birikimini, tecrübe ve
tavsiyelerini birinci elden öğrenebileceğimiz kıymetli kaynaklardır.
Eserleriyle çağlar aşan bir deha ve benim için de rol-model bir mimar-mühendis
olan Mimar Sinan’ın(1490-1588) en önemli özelliği iyi bir gözlemci ve meraklı bir insan
olmasıdır.


Hayatı ve eserleri herkese ilham verecek nitelikte olan Mimar SİNAN kendini
anlatırken der:“Bir zaman padişah hizmetinde Arap ve Acem ülkelerinde
gezip tozdum. Her saray kubbesinin tepesinden ve her harabe köşesinden
bir şeyler kaparak bilgimi,görgümü artırdım.

1974 ten 2023’e 50 YILLIK MESLEK HAYATI:
ÜLKEMİZİN EN BÜYÜK ve MODERN TERSANELERİNDE EN BÜYÜK VİNÇ ve GEMİ
PROJELERİNDE, DÜNYANIN EN DERİN TÜP GEÇİT (MARMARAY) PROJESİ ile
DÜNYADA EN UZUN KÖPRÜ PROJELERİNDE ÇALIŞTIM

İLKOKUL,ORTAOKUL , LİSE ve ÜNİVERSİTE HAYATIMDAN BAZI HATIRALAR.
EYLÜL 1969 OTOBÜSLE İSTANBUL’a İLK GELİŞİMDE BÜYÜK HEYECAN YAŞADIM.
FERİBOTLA HAREM’den SİRKECİ’ye GEÇERKEN SÜLEYMANİYE, SULTAN AHMET,
AYASOFYA CAMİLERİ , BOĞAZİÇİ ve SARAYBURNU’NA HAYRAN KALDIM.
46 SENE SONRA HAREM’den SİRKECİ’ye TÜP GEÇİTLE SEYAHAT EDİLECEĞİ ve BU
PROJEDE ÇALIŞACAĞIMI HAYAL BİLE EDEMEZDİM.
ELİMDE VALİZ LALELİ’den SULTANAHMET’e YÜRÜDÜM. (İSTANBUL NUFÜSU 2 milyon)
İLK ZİYARETLER: İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ, SÜLEYMANİYE CAMİİ,
İTÜ MAKİNA MÜHENDİSLİĞİNE KARAR VERDİM.
12 EKİM 1969 GENEL SEÇİM İÇİN VAAD EDİLEN BOĞAZ KÖPRÜSÜ YAPIMI;
PENDİK’te BİR TERSANE KURULMASI ve 75.000 DWT GEMİ PROJELERİ BENİ ÇOK
HEYECANLANDIRDI.
TERSANENİN JAPONLARLA (IHI) BİRLİKTE KURULACAĞI SÖYLENTİLERİNİ ve
75.000 DWT GEMİLERİN YAPILACAĞI VAADİNİ HİÇ UNUTMADIM.YILLAR SONRA
PENDİK TERSANESİ YATIRIM PROJELERİNDE ve 26.300 DWT ve 75.000 DWT
GEMİLERİN AMBAR KAPAKLARI İMALAT ve MONTAJINDA GÖREV ALDIM.(1981-2000)
UM TERSANESİNDE 510 Ton/65 m GANTRY KREYN İMALAT ve MONTAJİNİ YAPTIM.
MARMARAY TÜP GEÇİT PROJESİNDE JAPONLARLA ÇALIŞTIM (2005-2008)
YILLAR SONRA JAPON IHI ile (OSMANGAZİ KÖPRÜSÜ) ÇALIŞTIM (2013-2016)
1915 ÇANAKKALE KÖPRÜ PROJESİNDE GÖREV ALDIM.(1918-2022)

  • İLKOKULDAN BİR KAÇ ANI

İlkokulu doğum yerim olan ARTVİN ili, ARHAVİ ilçesine bağlı ÜÇIRMAK köyünde
birleştirilmiş sınıflarda okudum. İki öğretmenin bulunduğu okulumuzda 1. ,2., 3. sınıflar
tek sınıf ve 4., 5. sınıflar ayrı bir sınıf olarak ders görürdük.
Öğretmenlerimiz derste anlatılan konularla ilgili olmak şartıyla sürekli olarak
kendilerine ve diğer arkadaşlarımıza soru sormamızı teşvik ederlerdi. Hepimiz daha güzel,
daha zor ve öğretmenlerimizin beğeneceği sorular sorma gayreti içinde olurduk.
Ders işlendikten sonra anlaşılmayan konularda soru olursa, öğretmenlerimiz diğer
arkadaşlarımızın cevaplandırmasını isterlerdi. Öğretmenlerimiz kimi zamanlar konu
tekrarını ve bazan da yeni konuların sınıf huzurunda anlatılmasını öğrencilere yaptırırlardı.
Sınıfta, öğrencilerin erişemeyeceği yükseklikte asılı, yapraklı bir saatli maarif takvimi
olurdu. Son ders saatinde öğretmen sınıfa bir soru sorar ve ilk cevap veren takvim
yaprağını almaya hak kazanırdı. Örneğin 8 ile 6 çarpım sonucununun yarısının 7 fazlasının
9 eksiği nedir (22) gibi sorular sorarlardı. Sene içinde en çok takvim yaprağı kazananlara
çeşitli ödüller verilirdi. Böylece son ders saati bile zihnimizi uyanık tutmaya çalışırlardı.
Şöyle bir anektod duymuştum.Nobel Kimya ödülü almış bir Kimya Profesörüne
başarınızı neye borçlusunuz diye sorduklarında şu cevabı vermis:
Ben bu başarımı anneme borçluyum. İlkokulda okurken akşam eve geldiğimde
annem, “bugün öğretmenine yeni bir soru sordun mu? ” der ve sürekli olarak beni
öğretmenime yeni, ilginç sorular sormaya teşvik ederdi. Halbuki diğer anne babalar
“bugün öğretmenin sorduğu sorulara cevap verebildin mi ?” diye sorarlardı.
Bunu okuyunca anladım ki bizim ilkokul öğretmenlerimiz de benzer şekilde soru
sormak ve meraklı olmamızı teşvik ederek çok doğru bir yöntem uygulamışlardı

İlkokuldaki öğretmenlerimizdenden biri rahmetli babamdı ve diğer öğrencilerle
tamamen eşit muamele görürdük.


Babam rahmetlinin bana uygulamalı olarak öğrettiği bir olayı nakletmek istiyorum.
Benim ilkokula başladığım 1950’li yıllar Doğu Karadenizde çay ziraatı ve ekiminin geliştiği
yıllardı. Mevcut bir arazı çay ekimi için hazırlanırken özel olarak çapalama yapılması ve
arazi genelde meyilli olduğu için kademeli teras yapılması gerekirdi.
Bazan ilçe dışından , Oltu, İspir tarafından işçiler gelirdi. Dönüm büyüklüğüne göre
arazının çay ekimi için uygun hale getirilmesi haftalar veya aylarca sürebilirdi. İş bittiğinde
işçiye ödeme yapacağı sırada babam bizi de çağırır ve konuşulanları dinlememizi isterdi.
Babam işe başlamadan ücreti konuşmazdı. Çünkü toprakta çapalama ve kazı
sırasında ne tür zorluklar çıkabileceği, işin ne kadar süreceğini baştan bilmek mümkün
değildi.


İş bitiminde ücreti konuşmak için işçiye sorardı.
“İş bitti eline sağlık.Senin hak ettiğin ve gerçekten içine sinecek ücret nedir? Sen
benim yerinde olsaydın ne kadar öderdin? Ben yaptığın işten çok memnun kaldım ve
senin de gönül hoşluğuyla hakkını helal etmiş olarak gitmeni isterim.” derdi.
İşçi de o rahatlığı gördükten sonra hocam benim hakkım şu kadar diye istediği
ücreti gönül rahatlığıyla söylerdi.


Babam muhakkak ki işçinin söylediği rakamı %25 fazlasıyla öderdi.Bunu
beklemeyen işçi de büyük bir memnuniyetle ayrılırdı. Babamın bu yöntemini hiç bir zaman

unutmadım ve özel olarak yaptırdığım bütünişlerde ben de aynı şekilde hareket etmeye çalıştım.’

-ARHAVİ ORTAOKULU- TRABZON LİSESİ
Arhavi Ortaokulunun son sınıfında okurken matematik dersimize müdür Abidin ŞAHİN
gelmişti. Mühendisliğin temel derslerinden sayılan matematik (cebir ) dersini bize çok
sevdirmişti. Bilinmeyene harf vererek işlem yapma,yaş ve havuz problemlerini cebirsel
ifadelerle ve denklem kurarak çözmek çok hoşuma gitmişti.
Boş zamanlarımda, hatta hafta sonu köyde inek otlatırken çoğu arkadaşlarımın yaptığı
gibi fotoroman okumak yerine ben matematik denklemlerini çözer ve soruların doğru
cevabını bulduğumda çok sevinirdim. Yazılı sınavlarda 10 dakika içinde tüm soruları
cevaplardım. Hocam da bunu bildiği için hemen yanıma gelir, cevaplarımı değerlendirir ve
tam not vererek sınıftan çıkabileceğimi söylerdi. Matematiği sevdirerek mühendisliğe giden
yolumu ilk olarak açmış olan değerli hocamı hiç bir zaman unutmadım ve rahmetle andım
İTÜ Makine Mühendisliğine girdiğimi öğrendiği zaman çok sevinmiş ve tebrik etmişti.
Ben de bu başarımda kendisinin büyük payı olduğunu söyleyerek ellerinden öperek
teşekkür etmiştim.


TRABZON Lisesinden iki anımı paylaşmak istiyorum.Fizik dersimize gelen rahmetli
hocamız Burhan ZORLU ilk dersinde bir fizik formülünün ispatini yapmıştı.İspat tarzı benim
çok hoşuma gitmişti. Tahtaya başka bir formül yazarak gelecek haftaya benzer yöntemle
bunun ispatını yapacağız demişti. Kitapta ispat yöntemi ve bir açıklama yoktu.
Ben kendi başıma bunu ispat edebilirmiyim diye meraklandım ve uzun bir süre çözüm
için uğraştım. Şimdi hatırlayamadığım formülde üçkenlerin benzerliklerinden faydalanarak
sonuca gitmek gerekiyordu. Uzun süren fakat ısrarlı çabam sonucu çözümü bulmuş ve çok
sevinmiştim.Hoca ispati nasıl yapacak diye merakla gelecek dersi bekledim. Hoca tahtada
ispatı yaparken bir yerde hata yaptı ve sonuç çıkmadı

Ben önceden üzerinde çok çalıştığım ve ispatı kendim de yapmış olduğum için hatanın
nerede yapıldığını fark etmiştim fakat söylemeye cesaret edememiştim.
Hoca sınıfa döndü ve “Bir yerde bir hata yaptık sanırım. Birlikte gözden geçirelim”
dedi. Ben parmak kaldırarak çözebileceğimi söyledim. Tahtaya kalkıp çözmemi istedi. Hafta
sonu çok iyi çalıştığım ve çözdüğüm için kolayca ispatı yaptım.
Beni tebrik ederek sözlü notu olarak bir tam not verdi. Hocamın bu davranışı ve beni
sınıf içinde, büyük bir tevazu göstererek “arkadaşınız dikkati sayesinde benim hatamı
buldu” diye onurlandırması çok hoşuma gitmişti. Ben de hafta sonu ispati yapmak için çok
uğraştığımı söyledim. Bu olay üzerine hocamız dersi derste daha iyi anlamak için benim
yaptığım gibi önceden çalışarak derse hazırlıklı gelmenin önemini herkese hatırlatmış oldu.
Trabzon Lisesinde yatılı okudum. Son sınıfta Üniversite giriş sınavlarına hazırlık için 4-5
arkadaş öğleden sonraları şehir kütüphanesine giderdik. İTÜ giriş sınavlarına hazırlık için
Prof. Nusret KÜRKÇÜOĞLU’nun Çözümlü Fizik Problemleri diye 4 ciltlik kitaplarından çok
faydalanıyorduk fakat çoğu zaman başkaları önceden almış olduğundan kütüphanede kitabı
bulamıyorduk. Satın almaya gücümüz yoktu.Ben hocaya bir mektup yazdım ve 4-5 kişi
birlikte çalışmak için kitaplarından ücretsiz birer cilt göndermesini istirham ettim.
İki hafta sonra postahaneden bir paket geldiği bildirilince postahaneye gittim.
Paketi açtığımızda her ciltten ikişer adet olmak üzere 8 kitap gönderdiğini gördük.
Hocamız paketin içine koyduğu bir mektupla bize yardımcı olmanın kendi görevleri
olduğunu belirterek uzunca bir yazıyla bizi teşvik etmiş, bazı tavsiyelerde de bulunmuştu.
İTÜ Makina Fakültesi’ni kazanınca iki kere Taşkışla’daki ofisine teşekkür etmek için
gittim fakat görüşmek kısmet olmadı. Kendisini bu örnek davranışı için rahmetle anıyorum.

İSTANBUL’a GİTMEK İÇİN YAYLADAN KAÇIŞ MACERAM
Üniversite giriş sınav sonucunu (1969 senesinde ilk defa merkezi sistem uygulamasına
geçilmişti) yaylada iken babamın gönderdiği bir mektupla öğrendim.Ağustos sonu yayladan
inip üniversite kayıtları için İstanbul’a gidecektim.Yayladan köye ineceğim gün dedem anı bir
rahatsızlık geçirdi ve sol tarafı felç oldu.Eylül başında Arhavi’nin bir yaylasından 2 günlük
yürüme mesafesindeki Yusufeli’nin başka bir yaylasına sürüleri götürmemiz gerekiyordu.
Dedemin rahatsızlığı nedeniyle Yusufeli yaylasına benim gitmem gerekli oldu. Yeni
yaylaya vardığımızda amcama bir hafta içinde İstanbul’a gitmem gerektiğini söyledim fakat o
kabul etmedi. Aynı yaylada sürüleri olan bir başka akrabamıza durumu anlattım ve benim
muhakkak İstanbul’a gitmem gerektiğini söyledim. O da amcamla konuştu fakat amcam
başka biri gelinceye kadar benim ayrılmama müsaade edemeyeceğini söyledi.
Diğer akrabamla tekrar konuştum ve amcamdan habersiz bir kaçış planı hazırladık.
Bizim bulunduğumuz yaylaya yakın bir bölgede 2 saatlık yürüme mesafesinde bölgeye
Orman Bölge Müdürlüğüne ait kamyonların geldiğini söyledi. Plan gereği ertesi gün ben
sürüleri kamyonların geldiği bölgeye yakın bir yere götürdüm ve kararlaştırdığımız saat
akrabam gelince ben sürüyü ona emanet ederek kaçmak üzere yola çıktım. Hızlı bir
tempoyla 2 saat yürüdükten sonra tomruk yüklenmekte olan bir kamyon gördüm.
Artvine kadar kendileriyle gitmek istediğimi söyledim.Şöfor mahallinde yer yoktu.
Tomrukların üzerinde seyahat etmem şartıyla kabul ettiler. Zor bir yolculuk oldu. Artvinde
vasıta değiştirdim ve akşam hava kararmak üzere sahil kenti HOPA’ya vardım.Hava güzeldi ve
yaylada kaldığım bir hafta yıkanma imkani olmadığı için birazda temizlik amacıyla denize
girdim. Arhaviye geçtim ve gece geç satlerde köye gidebildim. Ertesi gün otobüsle yola
çıktım. Rizede kısa bir süre hasta dedemi ziyaret ettikten sonra İstanbul’a hareket ettik

İstanbul’a ilk geldiğimde (1969) Boğaz köprüleri, AVRASYA TÜNELİ ( Karayolu Tüp
Geçişi) ve yıllar sonra benim de çalıştığım(2005-2008) MARMARAY Tüp Geçiti yoktu.

Araba vapuru ile Harem’den Sirkeci’ye geçerken beni en çok etkileyen görüntü
Süleymaniye Camii , Sultanahmet Camii (Mimar Sinan’ın bir talebesi olan Mimar Sedefkar
Mehmet Ağa tarafından inşa edildi) ve Ayasofya Camii (Minarelerin ilavesi ve
güçlendirme çalışmasıyla Mimar Sinan’in bu esere de katkısı oldu.)


İlk ikamet yerim Sultanahmet’e yakın olduğu için ertesi gün her 3 eseri de ziyaret
etmiş ve hayranlıkla incelemiştim. Mimar Sinan Türbesini ziyaretimde kitabesini not almış
ve anlamaya çalışmıştım. Ardında, çoğu günümüze de ulaşan yüzlerce eser bırakan büyük
usta her eserinde kendini aşmış ve çıraklık-kalfalık-ustalık süreçlerini tüm eserlerinde
göstermiştir. Kitabesinde aşağıdaki 3 önemli eserinden özellikle bahsi edilmektedir.


1- Mimar Sinan’ın “Kalfalık eserim” dediği SÜLEYMANİYE CAMİİ
2- Bir mühendislik harikası sayılan KIRKÇEŞME SU TESİSLERİ
3-”Eserlerimin içerisinde şaheserimdir” dediği ÇEKMECE KÖPRÜSÜ

Resimler PFD den alındığı için hata verebilmektedir

Devam Edecek ./.

YORUMLAR

7 adet yorum var

  1. Gurur duyduk Mustafa Bey. Çalışma azminiz ve gayretiniz bizlere hep örnek oldu. Allah sağlık sıhhat versin sizlere ki daha da fazlasını yapabilesiniz. Bitmek bilmeyen enerjinize hayran kalmamak mümkün değil. Maşallah diyelim.

  2. Bir pendik çalışanı olarak gurur duyduk sizle..Semih Bey Teşekkür ederiz size . Gazeteciliğiniz yanında TMM de ki hizmetleriniz unutulmaz sisinde iyiki varsınız sizler

  3. Mustafa bey bu bölümü izledim sanmaki duyarsız kaldım daha ilk gün duygularımı yazdım yazdım sildim çünkü kelimeler duygularımı duygularım seni ifade etmeye yetmedi kalem ile kâğıda iki sayfa doldurdum bunuda telefon hafızası yeterli gelmedi ve sonra dedimki Mustafa beyi anlatmak benim haddime degil çünkü eksik kalır. defalarca çevremdeki insanlara Tersanelerde çalışmış çalışan usta ve mühendis tanıdıklara izlettim Onların dahi gönlünde yer ettiniz.size nice uzun sağlıklı bir ömür dileğiyle Cumanız mübarek olsun dualarınız kabul sevenleriniz çok olsunMustafa Hatinoğlu: Rasim Ustam merhaba , Samimi duygularını çok güzel ifade etmişsin. Ne anlatıyorsak, ne yapıp başardıysak hepsinde sizin gibi değerli arkadaşların katkıları var.Teşekkürler,

  4. Mustafa abi şahsen ben, Pendik Tersanesindeki çalışmalarına şahit birisi olarak hayatının bu bölümündeki başarılarını bizzat gözlemleme şansım oldu. Fakat bu başarıların altında yatan olgunun , üstün zekaya sahip ve çalışkan bir öğrenci ve iyi eğitimciler elinde olgunlaşmış idealist bir gençin olduğunuda bu yazından anlamış oldum. Bu bilgi birikiminin ve tecrübenin daha nice önemli projelerde, ülkemizin kalkınması adına kullanılmasını temenni ediyorum. Saygı, sevgi ve selamlarımla…Mustafa Hatinoğlu: Bahrı bey merhaba ,Kısa ve özlü değerlendirmen için teşekkür ederim.Çalışkanlık ve iyi eğitimcilerin önemi konusundaki düşüncelerine katılıyorum.Üstün zeka konusunda Albert Einstein bir sözü var:”DEHANIN 10’da biri yetenek 10’da 9’u da çalışmaktır.”Bilgi birikimi ve tecrübenin daha nice önemli projelerde kullanılması temennisine de katılıyorum ama bu bazan fedakarlık gerektirir.Başladığın işi bitirmek, tecrübeli olduğun bir konuda başka işler ve fırsatlar varsa onlar için çaba göstermek gerekir.Karabük Şantiyesi ekibi olarak biz bunu yapmaya çalıştık, köprü vinçleri bitirince daha zor olan JİB kreynlere talip olduk.Sonra bu tecrübelerimizi kullanmak için 300 ton Gantry ve 450 ton Gantry kreyn Projeleri ni istedik.İşler yarım kalmasın diye kurum değiştirdik ve bazı üst düzey görevleri kabul etmedik.Bunları daha detaylı olarak yazı serisinin devamında anlatmaya çalışacağım.Selam ve sevgilerimle,

  5. SAYGIDEĞER OKURLARIMIZ,

    Sn.Mustafa Hatinoğlu’nun yazıları 3.4. ve 5. bölümü ile Pazartesinden sonra devam edecektir.

    (Mail ve sosyal medya ağları üzerinden soran takip eden okurlarımıza bilgidir)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Karabük İl Genel Meclisi 31Mart
Sıradaki Haber AHMET SÖZEN İL GENEL MECLİS BAŞKANLIĞINA DEVAM EDİYOR
Web Tasarım & SEO: Best4SEO